2 Mayıs 2011

El Gran Roque ve Yat

El Gran Roque arabasız çok sakin bir ada; bize yine de çok medeni geliyor. Vücutlarımızda 500er sivrisinek ısırığı var. Gören dehşete düşüyor. Vücudumuz yorgun, keyfimiz yerinde. Önce adanın kenarında yer alan suyun hemen dibindeki havaalanına gidip vücudumuzu göstererek bizi Caracas’a götürmelerini rica ediyoruz. Durumu gören görevliler tamam diyor fakat jandarma ile görüşmemizi söylüyorlar.  Kasabanın içine giriyoruz, evler, yollar, insanlar çok çok hoşumuza gidiyor. Denizin ortasında hayatını geçirmenin keyfini görüyoruz. Bu keyif bize de vuruyor, kendimi bira içer buluyoruz.
Bir gece de burada kalmaya bira içtiğimiz barda kaptanımızla karşılaşınca karar veriyoruz. Ben gitmiyorum ancak elbet size bir tekne ayarlarım Caracas’a gitmek için deyince çadırımızı yine bir plajda kamp alanına kuruyoruz. Adanın tepesinde kaleye tırmanıyor bu 300den fazla adaya tepeden bakıyoruz. Gecesi buralılarla sokakta geçiyor, temiz bir uyku çekiyoruz. 

Sabah her yerde kaptanı arıyoruz. Miçosunu bulunca onun da kaptanı saatlerdir aradığını ve sinir olduğunu öğreniyoruz. Nihayet akşam kaptan bulunuyor (balık tutmaya gitmiş, yine sarhoş) ve yine aynı yata davet ediliyoruz, geceyi geçirmek için. Teklife hayır demek zor. Geceyi bu süper  teknede denizin üstünde güzel bir yemek ve yine romla geçiriyor, sabahın köründe miço tarafından uyandırılıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder